|
DİŞ
MACUNLARI KARŞILAŞTIRMALI KLİNİK ETKİNLİKLERİ
DİŞ
MACUNU, ARTIK SADECE ESTETİK AMAÇLARLA DEĞİL KORUYUCU,
HATTA TEDAVİ EDİCİ OLARAK UYGULANMAKTADIR. İÇLERİNDE
KAPSADIĞI ETKEN MADDELER ESKİYE ORANLA ÇOK ARTMIŞ VE
BAZEN BİR İLAÇ GİBİ KULLANILIR HALE GELMİŞTİR. DİŞHEKİMLERİNİN
BİLMESİ GEREKEN ŞEY ETKEN MADDELERİN NE İŞE YARADIĞIDIR.
Prof.Dr.Mübin
Soyman
Diş macunları uzun yıllardır
kullanılagelmekte olan ve diş sağlığının oluşumunda
önemli rol oynayan maddelerdir. Bugün çeşitli
toplumlardaki insanların çoğu, dişlerinin, estetik yönden
daha güzel görünmesini sağlamak için fırçalamaktadır.
Diş fırçalamada ilk amacın kozmetik olduğu kabul
edilmektedir. Esasen ön dişlerin arka dişlerden daha
dikkatli fırçalanması, sadece bu dişlerin kolay fırçalanmasından
kaynaklanmamakta, bunların görünen dişler olması kişinin
bu bölgeye ayrı bir önem vermesini sağlamaktadır.
Dişhekimliği bilimi bu gerçekleri
görerek 1965-70 yıllarından itibaren diş macunlarının
içine çeşitli terapötik maddeler ilave etmektedir.
Burada amaç şudur: İnsanlar dişlerini kozmetik
sebeplerle fırçalamaya mecbur kalmaktadır. Şu halde diş
yüzeylerine koruyucu veya tedavi amaçlı bir madde ulaştırılacaksa
burada en iyi yol diş macunundan yararlanmaktır. Böylece
insanlar hem estetik amaçla dişlerini fırçalamış hem
de onun içindeki yararlı maddelerden istifade etmiş
olurlar.
İyi bir diş macununda
aranan özellikler kısaca şunlardır:
a. Diş dış zarı ve
bakteri plağının gidermeli (bu işler esnasında mine ve
dentine zarar vermemeli)
b. İyi bir temizleme yapmalı
c. Yumuşak partiküllü bir
aşındırıcıya sahip olmalı
d. Ağız mukozasına iritan
etki göstermemeli
e. Tüm bileşkenleri zararsız
olmalı
f. Çürük önleyici etkide
olmalı
g. Stabil olmalı
h. Higroskopik olmalı
ı. Ağıza serinlik vermeli
ve ferahlatan tat ve kokuda olmalı
j. Ağız ve dişlerden
kolay temizlenebilmeli
k. Homojen, akıcı, parlak
olmalı
I. Uygun fiyatta olmalıdır.
Bir diş macununun yapısına
giren maddeler sınıflandırıldığında karşımıza şu
tablo çıkar.
1. Mekanik temizleyiciler (aşındırıcılar,
abrazifler)
2. Nemlendiriciler
3. Köpük sağlayanlar
4. Koku maddeleri
5. Tat maddeleri
6. Koruyucu maddeler
7. Özel maddeler
Burada koruyucu dişhekimliği
açısından önemli olan, son maddede yer alan özel
maddelerdir. İşte bunlar, diş macunlarından yararlanılarak
oral kaviteye ulaştırılmaya çalışılan etken ajanlardır.
Çürük durdurucu, asit nötralize edici, bakterisid,
bakteriostatik, enzim inhibe eden, diş taşları oluşumunu
önleyici, beyazlatıcı, dentin duyarlılığını tedavi
edici ve hatta periodontal hastalıkları önleyici tüm
maddeler bu gruba girer. Diş macunları içindeki bu etkin
maddeleri sırayla gözden geçirilmesi gerekirse şunları
söyleyebilmek mümkündür.
Çürük önlemeye yönelik
olanlar: Bunlar en başında fluorür (fluorid) taşıyan
etken maddeler gelir. Fluorürlerin diş çürüklerini önleme
mekanizmaları üzerine çok çeşitli iddialar ortaya atılmışsa
da en kabul edileni minenin çözünürlüğünü azaltması
ve bakteriler üzerindeki etkinliğidir. Bugün diş
macunlarının pek çoğunda fluorürler bulunmaktadır.
Ancak bilimsel açıdan fluorürler kadar diş macununun
kapsadığı aşındırıcılar (abrazifler) önemlidir.
Esasen bir diş macunu yaklaşık % 40-50 kadar aşındırıcılar
içerir ve bunlar dişlerin temizlenmesinde önemli rol
oynarlar. Fluorürlerle birlikte aşındırıcıların ele
alınmasının önemi şuradadır. Aşındırıcıların
fluorürlerle reaksiyona girerek çözünmez bileşikler
yaratmamaları gerekir. Diş macunlarına ilk fluorür
ilavesinde bu madde kalsiyum karbonat ile birlikte kullanılmış;
ancak buradan açığa çıkan kalsiyum, fluorürlerle birleşerek
kalsiyum fluorür (CaF2) oluşturmuştur. Bu madde çözünmez
ve böylece dişler fluorürlerden hiçbir şekilde
yararlanamamışlardır. Bugün çok çeşitli aşındırıcılar
geliştirilmiş ve sorunun üstesinden gelinmiştir. En çok
kullanılan aşındırıcılar; silika, alumina, çözünmez
metafosfat, çözünmez kalsiyum bileşikleri ve
akriliklerdir. Günümüzde diş macunlarının içindeki
fluorürün etkinliğini artırmak için farklı bileşikleri
ilave edilmekte ve bir şeker alternatifi olan xylitol de
bunların içinde yer almaktadır.(17)
Diş macunlarının içinde
bulunan florür miktarları ise farklılıklar gösterir.
Kutu üzerinde fluorürlerin ağırlıkta % miktarı veya
ppm konsantrasyonu verilir. ppm (parts per million) milyonda
birim anlamına gelir ve kilogramdaki miligram (mg) miktarını
gösterir. Diş macunlarının içindeki florürler çok
farklı değişiklikler gösterirsede bugün üç formül en
geçerli olarak kabul edilmektedir. Sodyum fluorür (NaF),
Sodyum monofluorofosfad (SMFP) ve kalay fluorür (SnF2). Bugün
içerdikleri fluorür açısından diş macunları
birbirinden çok farklı değildir. Tüm dünya piyasasında
diş macunları 1000-1500 ppm F taşırlar. Genelde
1000-1100 ppm en sık rastlanılandir. Bunlar NaF, SMFP veya
SnF2 şeklinde olabilir. Diş macununun kabında yazan F
miktarı % ağırlık olarak NaF için % 0.22-0.24, SMFP için
% 0.76-0.80 SnF2 için ise % 40 kadardır. Son yıllarda ağırlıklı
olarak NaF ve SMFP içeren diş macunlarına daha sık
rastlanmakta SnF2 taşıyanlar azalmaktadır. İhtimal ki
kalayın dişleri boyama olasılığı diş macunları üreticilerinin
çekinceye zorlamaktadır. Esasen dişleri iki değerli değil
dört değerli kalay boyar. Ancak kalay korkusu SnF2 de
kendini göstermişe benzemektedir. Buna karşın SnF2 li diş
macunlarının antibakteriyel oldukları ileri sürülmektedir.(2)
Genelde 1000 ppm F taşıyanlarla
1500 ppm F taşıyan diş macunları arasında klinik olarak
bir yararlılık farkı var mıdır? Bugün bildiğimiz
kadarı ile bu konsantrasyon farkı belirgin bir üstünlük
yaratmamaktadır (13). Sadece, başka fluorür uygulamalarının
da kullanan çocuklarda, diş macunu yutma alışkanlığına
dikkat edilmesi gerektiği ve bu sebepten anne babaların
uyarılması önerilmektedir (11).
Dentin ve minedeki çürük
benzeri lezyonların reminerazlizasyonunda da NaF ile
SMFP'in birbirine belirgin bir üstünlüğü yoktur (19).
Kullanılan etken madde olan NaF (Sodyum fluorür) ve
SMFP'in (Sodyum monofluorfosfat) daha yararlı olduğuna
dair yüzlerce çalışma yapılmıştır. Diş macunu
piyasasının çok geniş olduğu ve firmaların kıyasıya
mücadele ettiği gözönüne alınmalıdır. Ancak geniş
çaplı uluslararası bilimsel kuruluşlar klinik yararlılık
açısından birinin diğerine üstünlüğü olmadığını
kabul etmektedirler (9). Bazı araştırıcılar NaF'ün
SMFP'a klinik çalışmalarda üstünlük sağladığını
ileri sürüyorlarsa da (18), diğer bir grup araştırıcı
fluorür iyonlarında ki farkın çürük önlemede bir diğerine
oranla bir yararlılık sağlamadığını belirtmektedirler
(5).
Son olarak şu soru
sorulabilir: Son 30 yıldır tüm dünyada diş çürükleri
sayısı giderek azalmaktadır. Bu azalma fluorürlere veya
fluorürlü diş macunlarına ne kadar bağlıdır veya gerçek
sebep başka mıdır? Diş çürükleri gibi ileri derecede
multifaktöriyel olan bir olyada bu soruya olumlu veya
olumsuz cevap vermek çok zordur. Ancak koruyucu dişhekimliği
üzerinde çalışanların iddiası şudur: Son 30 yıldır
diş çürükleri azalıyor ve son 30 yıldır fluorürlü
diş macunları kullanılıyor (15).
Dentin duyarlılığını
önlemeye yönelik olanlar: Klasik bilgilerimize göre
dentin duyarlılığı dışarıdan gelen etkenler sonucu
denin lenfinin hareketi sonucu pulpadaki sinir uçlarının
uyarılması ile oluşur. Şu halde dentin duyarlılığını
önlemek için yapılacaklar bellidir: a) Uyaranların
dentin yüzeyine ulaşmasını önleme, b) Dentin yüzeyini
(dentin kanallarını) kapatmak, c) Pulpadaki sinirlerin
olayı algılamasını veya ağrı iletimini durdurmak
a) Bu konu üzerinde oldukça
uzun süre çalışılmış ve dentin yüzeyine hidrofob
karakterli maddeler uygulanmıştır. Bilindiği gibi
hidrofob karakterli maddeler suyu iterler. Uyaranlar da
genellikle su (tükürük) ile taşındıkları için dentin
yüzeyine ulaşamazlar. Ancak bu maddelerden yararlanılarak
bir diş macunu üretmek mümkün olamamıştır.
b) Bu fikir başarılı olmuştur.
İlk olarak olarak % 10 SrCI2 (stronsiyum klorür) taşıyan
diş macunları piyasaya sürülmüştür. Bunlar gerçekten
dentin durlılığını azaltırlar, ancak başarı için
uzun süreli kullanım (3-6 ay) gerekir, ayrıca tatları
hastalar tarafından beğenilmemektedir. Stronsiyum element
olarak kalsiyuma çok benzer ve organizmada kalsiyumun
yerine geçebilir. Buradan yola çıkılarak
kalsiyum-stronksiyum apatit çökeltisi yaratılmaya çalışılmıştır.
Amaç dentin kanallarının ağzını örtmektir. Ancak etki
mekanizması kesin değildir. Aynı amaçla fluorürlü
preparatlarda kullanılmaktadırlar (7).
c) Son yıllarda yeni gelişmelerle
dentin duyarlılığı önlenmeye çalışılmaktadır.
Burada potasyum klorürden (KCI) yararlanılmaktadır.
Bilindiği gibi potasyum organizma için önemli
elementlerden biridir ve potasyumun pulpanın duyu
sinirlerini depolarize ettiği ve bu yolla ağrının
iletimini durdurduğu gösterilmiştir (10). Böylekce
potasyum potansiyel sinir elitisinin başlamasını bloke
etmektedir ve dışardan gelen etkenler dentin lenfini
harekete geçirse bile ağrı iletisi dururulabilmektedir
(16). Buradan hareketle dentin duyarlılığını azaltmak için
KCI taşıyan diş macunları üretilmektedir. Bunların içine
çürük önleyici etken olarak fluorürler de ilave
edilmektedir. Araştırmalar diş macununun gerçekten başarılı
olabildiğini göstermektedir. Tabii ki bunların da uzun süreli
kullanımı gerekmektedir.
Diştaşı oluşumunu önlemeye
yönelik olanlar: Bu konuda en çok kullanılan etken madde
pirofosfatlardır. Pirofosfatların kalsiyum-fosfat çökelmesini
önlediği ve bu yolla diştaşı oluşumunu geçiktirdiği
ileri sürülmektedir. Pirofosfatlarla dişhekimliğinden çok
önce tıp dünyası ilgilenmiştir. Biyolojik
kalsifikasyonla uğraşanların bir türlü çözümleyemedikleri
bir sorun vardı. Kemikleşme olayı, başladıktan sonra
belirli bir süre devam eder ve kemikler anatomik şekillerini
aldıktan sonra kalsifikasyon durur. Kalsifikasyon sürekli
olarak yeni kalsiyum-fosfatların yığılması ile devam
ettiğine göre belirli bir noktada olayı durduran
mekanizma nedir? Aksi takdirde tüm vücudun kemikleşmesi
gerekir. Yapılan çalışmalar organizmada kalsifikasyon
inhibitörleri (engelleyicileri) olduğunu ve bunların başında
pirofosfatların geldiğini göstermiştir. Pirofosfatlar
bir genetik haberle harekete geçmekte ve kalsifikasyonu
durdumaktadırlar ve pirofosfatların bulunduğu ortamlarda
kalsiyum-fosfat çökelmemektedir. Dişhekimliği aynı yapıyı
bir kalsiyum-fosfat çökelmesi olan diştaşlarının önlenmesi
için kullanmaya çalışmıştır. Bugün içinde genelde %
3-3.3 kadar pirofosfat taşıyan dişmacunları antitartar
diş macunları olarak başarı ile kullanılmaktadırlar.
Diş macunları içindeki pirofosfat konsantrasyonlarının
yükseltilmesi etkiyi de arttırmaktadır (20). Bununla
birlikte pirofosfatlar tek başına kullanıldıklarında ağızda
alkalen fosfataz enzimi tarafından hidrolize edilirler ve görevlerini
yapamazlar. Bunun için diş macunlarına bir kopolimer olan
Gantrez % 1 oranında ilave edilmektedir. Gantrez, alkalen
fosfatazı inaktif hale getirir ve böylece onun
pirofosfatları hidrolize etmesini önler. Pirofosfat +
Gantrez bileşimli diş macunlarının diş taşı
azaltmadaki etkinlikleri klinik deneylerle kanıtlanmıştır.
Diğer diş macunlarında olduğu gibi bu formüle de fluorür
ilavve edilmekte ve diş macununa ayrıca çürük önleyici
bir etkenlik kazandırılmaya çalışılmaktadır.
Bakteri çoğalmasını ve
plak oluşumunu önlemeye yönelik olanlar: Bu maddeler önce
ağız gargarası olarak kullanılmaya başlanmış, etkili
olduğu görülünce diş macunlarına ilave edilmiştir. En
çok bilinenlerden bir tanesi çinko bileşikleridir ve
genellikle çinko sitrat halinde diş macunlarına ilave
edilirler. Diş macunları içindeki konsantrasyonları %
0.50-0.75 kadardır. Burada çinkonun etkisinden bahsetmek
gerekir. Bilindiği gibi hemen tüm ağır metallerin
oligodinamik etkisi vardır. Yani ağırmetaller bakterisid
etki gösterirler. Burada çinkonun görevi antibakteriyal
etki göstermesidir. Diğer ağır metallere kıyasla daha
az toksikdir ve organizmada esasen var olan (enzim
reaksiyonlarına girdiği için) bir elementtir. Daha sonra
çinko sitratın etkisini arttırabimek için bir non-iyonik
antibakteriyal etken madde olan triklozan yapıya ilave
edilmiştir. Triklozan yaklaşık % 0.2-0.3 oranında diş
macunlarında bulunmaktadır. Son yıllarda çinko sitratla
birlikte olduğu kadar yalnız başına da kullanılmaktadır.
Pirofosfatla Gantrezin birlikte kullanılması gibi
Triklozanın da etkisini arttırabilmek için diş macunlarının
içine bir kopolimer ilave edilmektedir. Triklozanla
birlikte Gantrez kullanılabildiği gibi PVM/MA
kopolimerlerde birlikte yer alabilmektedir (3). Bugün için
gerek çinko sitrar gerekse Triklozanın çeşitli etken
maddelerle birlikte diş macunlarında yer almalır halinde
bakteri plağında ve dişeti kanamalarında azalmalar olduğu
araştırmalarla kanıtlanmıştır (6, 8, 12, 14) Aynı
sorun için sadece SnF2 taşıyan diş macunları da önerilmektedir
(4).
Dişleri beyazlatmaya yönelik
olanlar:Bu tip Diş macunlarıdişlerdeki lekeleri çıkaran
proteolitik enzimleri taşırlar. Bunlardan bazılarının
diş dış zarını da ortadan kaldırdığı iddia
edilmektedir. Beyazlatıcı diş macunları yanında
beyazlatıcı jeller de çıkarılmıştır. Bunların içine
enzimler yanında proksitler ilave edilmekte ve köpürme
etkisi ile ağzın bütün bölgelerine yayıldığı, bu
yolla temizlediği ve beyazlattığı ileri sürülmektedir.
Bazı diş macunlarında yer alan karbonatların ise
beyazlatıcı etkiden çok ağız pH’sını yükselterek
çürük önleyici görev yaptığını belirtmek yerinde
olur. Kesin kanı için uzun süreli klinik çalışmalara
ihtiyaç vardır.
Yukardaki görüşlerin
ışığı altında şunlar söylenebilir: Bir diş macunu
artık sadece estetik amaçlarla değil koruyucu, hatta
tedavi edici olarak uygulanmaktadır. İçlerinde kapsadığı
maddeler eskisine kıyasla çok artmış ve bazen bir ilaç
gibi kullanılır hale gelmiştir. Bu dururmda dişhekimlerinin
bilmesi gereken şey,diş macunu içindeki etken maddelerin
ne işe yaradığıdır. Bunun için de diş macunu üreten
firmalar kutu üzerine diş macununun kapsadığı maddeleri
ayrıntılı olarak yazmalıdırlar. Hekim bunu okuyacak ve
ihtiyaca göre bir diş macunu önerecektir. Son günlerde
bazı firmaların kutu üzerinde kapsamlı bilgi
verdiklerini görmek sevindiricidir. Ayrıca diş macunu üreten
firmalar ürettikleri malın koruyucu dişhekimliğinde ve
hatta tedavi edici olarak bir yeri olduğunu düşünüyorlarsa
diş hekimleri ile daha yakın ilişkide olmalıdırlar.
DİŞHEKİMİ HANGİ DİŞ
MACUNUNU ÖNERMELİDİR?
Hastalar genelde dişhekimlerine
hangi diş macunu kullanmaları gerektiğini sorarlar.
Burada ilk planda önemli olan kişiler için diş çürüklerini
önleyici tedbirleri almaktır. Çok çeşitli etkinliğe
sahip dişmacunları olduğu ileri sürülüyor ise de
etkisinin kesinlikle kanıtlandığı düşünülen tek
madde fluorürdür. Çünkü bu madde 30 yıldır diş
macunlarında yer almaktadır. Ayrıca toplumumuzda genç
sayısı çok fazladır. Bu sebepten dişhekimlerinin önereceği
diş macunu içinde mutlaka fluorür olmalıdır. Fluorürün,
sodyum fluorür veya sodyum monofuorofosfat şeklinde oluştuğu
etkinliğini büyük ölçüde değiştirmemektedir. Diş
macunları içinde fluorür konsantrasyonları %0.22-0.32
arasında değişir. Bu konsantrasyon farkıda bilimsel açıdan
önemli değildir. Bir diğer deyişle dişhekimleri öncelikle
içindeki fluorür hangi bileşikte ve konsantrasyonda
olursa olsun fluorürlü diş macunlarını önermelidirler.
Büyük olasılıkla üretici firmalarda bunu görmüş ve
çok farklı etken maddelerin yanında fluorürleri mutlaka
diş macunlarının içine ilave etmeye başlamışlardır.
Ancak dişhekimlerinin diş macunu kutusunun üzerini
okuyarak içinde fluorür olduğundan emin olması gerekir.
Fluorürler dışında
tedavi edici görev yapan pekçok madde diş macunlarına
ilave edilmektedir. Bunların içinde hemen hepsi belli ölçülerde
etkilidirler.Ancak bu çalışmaların kesinlik kazanması için
daha uzun bir süre denemeleri gerekir. Bu konuda hastaya
yararlı olabilmek için dişhekimi klinikte gerekli
tedaviyi yapmalı ve diş macunu ek bir yardımcı olarak
kullanılmalıdır.Plak oluşumu ve gingivitisle mücadele,
diştaşlarının ortadan kaldırılması, dentin duyarlılığının
giderilmesi, dişlerin beyazlatılması kesinlikle dişhekiminin
görevidir. Dişhekimi bu konularda üzerine düşeni yaptıktan
sonra ağız hijyeninin eksik kalan yönlerini ve tedavinin
sürekliliğini sağlamak için diş macunlarından yardım
isteyebilir. Diş macunlarının hiçbirinden hekimin yapması
gereken işlevleri ve başarıyı beklemek mümkün değildir.
Diş macunlarından bir yarar sağlayabilmek için de her diş
macununun kompozisyonunu ve neye yönelik kullanılması
gerektiğini bilmesi yerinde olur.
Sonuç olarak dişhekimleri,
içinde fluorür bulunan diş macunlarını öncelikle önermelidirler,
ayrıca hastanın ağız-diş sağlığını gözönüne
alarak onun için yararlı olabilecek diş macunlarını da
kendisine kullandırtmalıdır.
ÖZET
Diş macunları tüm dünyada
ağız sağlığı için en çok kullanılan maddelerden
biridir. Ayrıca fluorür taşıyan diş macunlarını
kullanan toplumlarda son 30 yıldır diş çürüklerinde
azalmalar görülmektedir. Bu sebeple fluorür veya diğer
bazı etkenleri kapsayan diş macunları hakkında bilgi
verildi. Sonuç olarak dişhekimleri fluorür taşıyan diş
macunlarını hastalarına tavsiye etmeli ayrıca diğer
maddeleri içerenlerden de gerektiğinde yararlanmalıdırlar.
|